Bebek Masalları

Uykucu Bulut ve Minik Rüzgarın Macerası Masalı

Bir varmış, bir yokmuş… Gökyüzünün yumuşacık katmanlarında, pamuk şekerine benzeyen bir bulut yaşarmış. Adı Uykucu Bulut’muş çünkü her fırsatta bir köşeye kıvrılıp uyuyuverirmiş. Gözleri kapanmadan duramaz, bir melodi duysa hemen uykuya dalarmış.

Uykucu Bulut’un en yakın arkadaşı Minik Rüzgar ise oldukça hareketliymiş. Oradan oraya uçar, çiçeklerin yapraklarını okşar, minik bebeklerin kulaklarına ninniler fısıldarmış.

Bir sabah, Uykucu Bulut esneyerek gözlerini aralamış. “Ayyy Minik Rüzgar, yine uyuyakalmışım… Gün çoktan başlamış bile!” demiş.

Minik Rüzgar gülümsemiş:
“Ben de seni bekliyordum, Bulutum. Bugün çok özel bir şey yapalım mı?”

“Uyuyabilir miyiz?” demiş Bulut, göz kapakları yine ağırlaşırken.

“Hayır hayır, bu sefer farklı bir şey! Gel, yere inelim. Minik bebeklerin dünyasını görelim. Belki bir bebekle arkadaş oluruz.”

Uykucu Bulut önce biraz mırıldanmış ama sonra “Tamam, ama dönüşte uyuyacağız, söz mü?” diye sormuş. Rüzgar da gülerek “Söz!” demiş ve ikisi birlikte aşağıya doğru süzülmüşler.

Gökyüzünden yavaşça süzülen ikili, rengarenk çiçeklerle kaplı bir bahçeye varmışlar. Bahçede beşik içinde tatlı mı tatlı bir bebek uyuyormuş. Yanağında küçük bir gülümseme, elleri minik minik yumruk olmuş. Bu bebek masalın en sevimli kahramanıymış: Ada.

Minik Rüzgar usulca bebeğin yanına gitmiş, kulağına tatlı bir melodi fısıldamış. Ada gözlerini hafifçe açmış, gülümsemiş ama ağlamamış. Aksine, gözleri parlamış.

Uykucu Bulut usulca yanaşmış. “Merhaba küçük bebek,” demiş yumuşak bir sesle. Ada gülümseyerek elini ona doğru uzatmış. Bulut hemen heyecanlanmış. “Sanırım arkadaş olduk!”

Rüzgar sevinçle dönüp durmuş:
“Bulut! Düşünsene, biz bir bebeğin rüyasına konuk olabiliriz! Ne dersin, birazcık uyuyalım ve Ada’nın rüyasında buluşalım?”

Bu teklif Uykucu Bulut’un tam da hayalindeki şeymiş. Hemen bir çiçeğin üzerine kıvrılmış, gözlerini kapamış. Minik Rüzgar da onun yanına gelip bir ninni mırıldanmış.

Ve işte o an… Bulut ve Rüzgar, kendilerini Ada’nın rüyasında bulmuşlar. Rüyada her şey pastel renklermiş. Gökyüzü lavanta moru, ağaçlar pamuk şekeri gibiymiş. Orada minik konuşan tavşanlar, uçan süt şişeleri ve gülerek zıplayan çilekler varmış.

Ada da rüyasında yürüyebiliyormuş. “Bulut! Rüzgar! Hoş geldiniz!” demiş minik sesiyle. “Beni yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederim!”

Uykucu Bulut hemen kıkırdamış:
“Uyumak için harika bir yer burası.”

Minik Rüzgar da bir çileğin üstüne oturmuş:
“Bu rüyadan hiç uyanmak istemiyorum.”

Ada, yeni arkadaşlarıyla rüyasında oynamış. Uçan yapraklara binmiş, yıldız tozu serpiştirmiş ve her gülüşünde gökyüzüne yeni bir yıldız doğmuş.

Ama bir süre sonra rüyada güneş batmaya başlamış. Minik Rüzgar iç geçirmiş: “Sanırım gitme vakti geldi.”

Ada biraz üzülmüş ama sonra el sallamış:
“Sizi hep hatırlayacağım. Rüyama yine gelin olur mu?”

Uykucu Bulut ve Minik Rüzgar aynı anda cevaplamış:
“Elbette küçük dostumuz. Her uykuya daldığında, biz orada olacağız.”

Ve yavaşça, bulut rüyadan çekilmiş, rüzgar hafifçe esmiş. Ada tekrar derin uykusuna dalarken, gökyüzüne iki dost geri dönmüş.

O günden sonra, ne zaman bir bebek derin bir uykuya dalsa, yumuşacık bir bulut belirir ve hafif bir esintiyle kulaklarına ninni fısıldanırmış.

Çünkü dostluk, en tatlı rüyaların anahtarıymış…

Uykucu Bulut ve Minik Rüzgarın Macerası masalına benzeyen bebek masallarını okumak için bağlantıya tıklayabilir, masallarımızı sesli olarak dinlemek ve paylaşılan masalları anlık takip etmek için instagram sayfamızı ziyaret edebilir ve gelişmeler için takip edebilirsiniz.

Bilgi : Masal okumak bebek ve çocuklarınızın gelişimini doğrudan etkiler.

Başa dön tuşu