Bebek Masalları

Minik Yıldız ile Uyku Ormanının Ninnisi

Bir varmış bir yokmuş…
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yıldızların gökyüzünde usulca parladığı, rüzgârın ninni söylediği bir diyarda…

Bu diyarın adı Uyku Ormanıymış.
Uyku Ormanı öyle sıradan bir yer değilmiş. Ağaçları esnediğinde yapraklarından minik yıldız tozları dökülür, çiçekleri gece olunca tatlı tatlı gülümsermiş. Ormanda yaşayan herkes çok sakin, çok yumuşak sesliymiş. Çünkü burası bebeklerin rüyalarına açılan kapıymış.

Uyku Ormanı’nın en tatlı sakini ise Minik Yıldız adında, pofuduk yanaklı, minicik bir yıldızmış. Minik Yıldız gökyüzünden düşmemiş; o, bebeklerin güzel rüyalarından doğmuş. Gözleri ışıl ışıl parlar, yürürken ayaklarının altında parıltılar bırakırmış.

Bir akşam Minik Yıldız, uyumakta zorlanan bebeklerin fısıltılarını duymuş.
“Uyuyamıyorum…”
“Rüyam gelmedi henüz…”
“Bir ninni isterim…”

Minik Yıldız hemen durmuş.
“Demek bana ihtiyaçları var,” demiş yumuşacık sesiyle.
Ve parlayan pelerinini omzuna alıp yola koyulmuş.

Uyku Ormanı’nın girişinde Uykucu Tavşan Pofuduk oturuyormuş. Pofuduk, her zamanki gibi esniyormuş.

“Pofuduk,” demiş Minik Yıldız,
“Bebekler uyuyamıyor. Bana yardım eder misin?”

Pofuduk kulaklarını sallamış.
“Tabii ki ederim,” demiş.
“Önce Ninni Çiçekleri’ne gitmelisin. Onlar olmadan rüyalar gelmez.”

Minik Yıldız teşekkür edip hoplaya zıplaya yürümüş. Yol boyunca ay ışığı taşlara vurmuş, orman tatlı bir sessizliğe bürünmüş.

Ninni Çiçekleri’nin olduğu açıklığa vardığında çiçekler hafifçe sallanıyormuş.
Ama bir sorun varmış…
Çiçekler solgun görünüyormuş.

Minik Yıldız endişeyle sormuş:
“Size ne oldu?”

Çiçeklerden biri kısık sesle cevap vermiş:
“Bizi sulayan Ay Damlası kayboldu. Onsuz ninni söyleyemiyoruz.”

Minik Yıldız hiç düşünmeden,
“Ben onu bulurum!” demiş.

Ay Damlası, Uyku Ormanı’nın en sessiz köşesinde, Uykulu Göl’ün kıyısındaymış. Ama gölün üstü sisle kaplıymış. Sis, yolu gizliyormuş.

Tam o sırada gölün içinden yaşlı ama sevimli bir ses duyulmuş:
“Kim var orada?”

“Ben Minik Yıldız,” demiş cesurca.
“Bebekler uyuyamıyor, Ay Damlası’nı arıyorum.”

Gölün içinden Bilge Kaplumbağa Mırmır çıkmış.
“Kalbin iyilik doluysa, sis yolunu açar,” demiş.

Minik Yıldız gözlerini kapatmış, bebekleri düşünmüş.
Yumuşacık yorganları, minik nefesleri, yarım kalmış uykuları…

Sis yavaşça dağılmış.
Ve Ay Damlası, gümüş gibi parlayarak ortaya çıkmış.

Minik Yıldız Ay Damlası’nı alıp Ninni Çiçekleri’ne koşmuş. Damla toprağa değdiği anda çiçekler ışıldamaya başlamış.

Ve sonra…
En tatlı ninni yükselmiş ormanda.

“Ninniii… ninniii…”

Bu ninni gökyüzüne yükselmiş, yıldızlara karışmış, bebeklerin odalarına usulca süzülmüş.

Minik Yıldız en son bebeklerin rüyalarına girmiş.
Bir bebeğin yanına oturmuş.

“Artık uyuyabilirsin,” demiş fısıltıyla.
“Ben buradayım.”

Bebek gülümsemiş.
Ve derin, huzurlu bir uykuya dalmış.

Minik Yıldız gökyüzüne geri dönerken fısıldamış:
“Her uyku bir masaldır…”

Ve o günden sonra, ne zaman bir bebek uyumakta zorlanırsa, Minik Yıldız pelerinini giyip yeniden yola çıkarmış.

Gökten üç yıldız düşmüş…
Biri uyuyan bebeğin rüyasına,
Biri masalı okuyan kalbe,
Biri de bu masalı dinleyen güzel gözlere…

Bu tür bebek masalları için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. İnstagram hesabımıza da göz atmayı unutmayın.

Başa dön tuşu