Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil çayırların kıyısında, minik bir tavşan yaşarmış. Bu tavşanın adı Lilo’ymuş. Lilo, annesiyle birlikte çimenlerin altına oyulmuş yumuşacık bir yuva da yaşarmış. Henüz çok küçükmüş ama merakı koskocamanmış.
Bir sabah, güneş pencereden içeri sızarken Lilo kulaklarını dikmiş, burnunu havaya kaldırmış. Çimenlerin arasından gelen kokular çok taze, kuş sesleri çok neşeliymiş.
“Anne, dışarıda ne oluyor böyle? Her yer cıvıl cıvıl!” demiş heyecanla.
Annesi gülümsemiş, “Bahardır bu Lilo. Ağaçlar uyanır, çiçekler gülümser, minik kalpler dışarıyı keşfetmek ister,” demiş.
Lilo’nun gözleri parlamış. “Ben de keşfetmek istiyorum!”
Annesi yumuşak bir sesle, “Ama tek başına değil, gel birlikte bakalım,” demiş.
İkisi birlikte yuvalarından çıkmışlar. Çimenlerin üzeri çiğ taneleriyle kaplıymış. Lilo her adımda yeni bir şeyle karşılaşmış; sarı papatyalar, uğur böcekleri, kelebekler ve dans eden arılar…
“Anne, bu nedir?” diye sormuş Lilo, bir çiçeği koklarken.
“Bu bir sümbül,” demiş annesi, “Güneşi çok sever.”
Lilo çimenlerin üzerinde zıplayarak ilerlemiş. “Peki şu cıvıldayan sesler nereden geliyor?”
Annesi gökyüzüne bakarak, “Serçelerden. Onlar sabahın ilk şarkılarını söyler,” demiş.
Birden bir rüzgâr esmiş. Lilo’nun kulakları uçuşmuş. Gülmüş, “Anne, rüzgâr kulağımı gıdıklıyor!”
Annesi de gülmüş. “Baharın neşesi bu,” demiş.
O gün Lilo, doğanın her köşesinde ne kadar çok hayat olduğunu öğrenmiş. Her minik detayda bir mucize varmış.
Yuva yolunda annesine sokulmuş, “Baharı çok sevdim. Ama en çok seninle gezmeyi,” demiş fısıltıyla.
Annesi Lilo’nun başını okşamış, “Ben de seninle yürümeyi,” demiş sevgiyle.
Ve o geceden sonra Lilo her sabah gözlerini umutla açar, her günü yeni bir keşif gibi yaşarmış.
Gökten üç kelebek uçmuş, biri Lilo’ya, biri annesine, biri de bu masalı dinleyene konmuş…
Bunun gibi daha fazla masal için bebek masallarına bakabilir, instagramdan (Masal Okuma) bizleri takip edebilirsiniz.



















