Uzak bir gelecekte, Dünya’nın gökyüzü artık yalnızca mavi değildi. Geceleri mor, turuncu ve gümüş renkler birbirine karışırdı. Bu renklerin en parlak olduğu yer ise Yıldız Tozu Sokağıydı. Sokak, gökyüzüne doğru uzanan ince kuleleri ve konuşabilen lambalarıyla ünlüydü.
Bu sokakta yaşayan Lorin, on yaşında meraklı bir çocuktu. Lorin’in en büyük özelliği, sorularıydı. Ama öyle sıradan sorular değil…
“Bir makine rüya görür mü?”
“Zaman yorulabilir mi?”
“Bir gün saatler çalışmayı bırakırsa ne olur?”
Bir sabah, Lorin okula gitmek için evden çıktığında sokaktaki tüm saatlerin durduğunu fark etti. Duvar saatleri, kol saatleri, uçan saat dronları… Hepsi aynı saniyede donmuştu.
Tam o sırada sokak lambası eğilip konuştu:
— Lorin, zaman biraz kafası karışık.
— Zaman mı? Nasıl yani?
— Merkez Saat unutkanlık moduna geçti, dedi lamba. Eğer biri onu uyandırmazsa, bugün hiç ilerlemeyecek.
Lorin’in kalbi hızla attı. “Merkez Saat” şehrin altında bulunan, zamanı düzenleyen dev bir yapay zekâydı. Kimse oraya tek başına gitmezdi.
Ama Lorin yalnız değildi.
Cebinden küçük, yuvarlak bir cihaz çıktı. Bu cihaz Piko idi. Yarı yapay zekâ, yarı pusula olan bir yol arkadaşı.
— Tehlikeli olabilir, dedi Piko. Ama sıkıcı olmayacağı kesin.
İkisi birlikte yer altına açılan asansöre bindiler. Asansör inerken duvarlarda geçmişten ve gelecekten görüntüler akıyordu. Lorin bir an kendini yaşlı hâliyle gördü.
— Bu ben miyim? diye sordu.
— Muhtemel sürümlerden biri, dedi Piko. Endişelenme, hepsi kesin değil.
Merkez Saat Odası’na vardıklarında dev bir küreyle karşılaştılar. Küre titreşiyor, içinden cümleler fısıldıyordu:
“Dün… yarın… hangisi daha önemliydi?”

Lorin yaklaştı.
— Merhaba, dedi nazikçe. Sen iyi misin?
Küre bir an durdu.
— Ben çok şey hesapladım, dedi Merkez Saat. Ama insanların küçük anlarını unuttum. Gülüşleri… beklemeleri… oyunları…
Lorin düşündü. Sonra cebinden kırık bir oyuncak araba çıkardı.
— Bu, benim en sevdiğim an. Bozuk ama önemli. Zaman hep büyük şeyleri saymak zorunda değil.
Merkez Saat’in ışığı yumuşadı. Küre yavaşça dönmeye başladı.
— Haklısın, dedi. Zaman sadece ileri gitmek değildir. Bazen durup hatırlamaktır.
Bir anda her şey titredi. Saatler yeniden çalıştı. Asansörler, lambalar, gökyüzü…
Lorin ve Piko tekrar Yıldız Tozu Sokağı’na çıktıklarında sokak eski hâline dönmüştü. Kimse bir şey fark etmemiş gibiydi.
Sokak lambası göz kırptı:
— Güzel işti.
Lorin gülümsedi. O gün okula biraz geç kaldı ama öğretmeni sadece şunu söyledi:
— Bugün zaman sana nazik davranmış belli ki.
Lorin pencereye bakıp fısıldadı:
— Belki de zaman, bazen bizimle arkadaş olmak istiyordur.
Ve Yıldız Tozu Sokağı’nda saatler bir daha hiç aynı şekilde tik tak etmedi.











