Çocuk MasallarıUzun Masallar

Buzlar Arasında Felsefe: Anlam Arayan Penguen Pipo – Nihilist Penguen

Giriş: Beyazın Sonsuzluğunda Siyah Bir Leke

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde değil, dünyamızın en güney ucunda, her yerin bembeyaz buzlarla kaplı olduğu soğuk mu soğuk Antarktika’da bir penguen kolonisi yaşardı. Burası, rüzgarın ıslık çaldığı, güneşin bazen aylarca batmadığı, bazen de hiç doğmadığı garip ama büyüleyici bir diyardı.

Bu kolonideki penguenler genellikle çok neşeliydiler. Sabahları uyanır, “Vırak! Vırak!” diye birbirlerini selamlar, paytak adımlarla buzun kenarına yürür ve şlap diye o dondurucu suya atlarlardı. Onlar için hayat basitti: Yüz, balık yakala, karnını doyur, eşini bul ve o yumurtayı sıcak tut. Bu döngü onları mutlu etmeye yeterdi.

Ancak aralarında biri vardı ki, o biraz farklıydı. Adı Pipo’ydu. İnternet dünyasının son zamanlarda “nihilist penguen” olarak tanıdığı o meşhur figürün ta kendisiydi belki de. Pipo, diğerleri gibi şlap diye suya atlamazdı. O, buzdağının en tepesine çıkar, okyanusun o uçsuz bucaksız maviliğine ve buzulların o kör edici beyazlığına saatlerce bakardı.

Gözlerinde, diğer penguenlerin neşeli parıltısı yerine, derin bir “Neden?” sorusu vardı.

Bölüm 1: Büyük “Hiçlik” Hissi

Pipo’nun sorunu karnının aç olması değildi. Antarktika suları, penguenlerin beslenmesi için hayati önem taşıyan kriller ve gümüş balıklarıyla doluydu. Pipo’nun sorunu, ruhundaki açlıktı.

Bir gün arkadaşı Tombul Gaga yanına geldi. Tombul Gaga’nın gagası, yeni yediği lezzetli bir kalamardan dolayı hala parlıyordu. “Hey Pipo! Neden burada rüzgarda tek başına dikiliyorsun? Su harika, aşağı gelip bizimle kaydırak oynasana!” dedi neşeyle.

Pipo derin, içli bir nefes aldı. O kadar soğuktu ki nefesi havada küçük bir bulut oluşturdu. “Neden Tombul Gaga?” diye sordu Pipo, sesi rüzgarın uğultusundan biraz daha kısıktı. “Neden kayıyoruz? Neden yüzüyoruz? Sonunda hepimiz yine bu buzun üzerine çıkıp üşümeyecek miyiz?”

Tombul Gaga şaşırdı. Kanatlarını iki yana açtı (ki bu bir penguenin yapabileceği en şaşkın hareketti). “Çünkü… çünkü bu eğlenceli! Ve acıktık! Penguenler bunu yapar Pipo. Çok düşünüyorsun. Çok düşünmek tüylerini döker.”

Pipo cevap vermedi. Arkadaşı haklı olabilirdi ama Pipo içindeki o “büyük boşluk” hissini durduramıyordu. Her gün aynı beyazlık, her gün aynı soğuk, her gün aynı balık. Bu tekrarlayan döngü ona anlamsız geliyordu. İşte bu yüzden ona kolonide, biraz da şakayla karışık, “filozof penguen” ya da “nihilist penguen” demeye başlamışlardı.

Bölüm 2: Bilginin Soğuk Gerçeği

Pipo, bu anlamsızlık duygusunu yenmek için kendini bilgiye verdi. Belki de yaşadığı dünyayı daha iyi anlarsa, bir amaç bulabilirdi. Antarktika hakkında her şeyi gözlemlemeye başladı. Bu bir bilgi masalı ise, Pipo da onun araştırmacısıydı.

Şunları öğrendi: Yaşadıkları yer, dünyanın en soğuk, en rüzgarlı ve en kurak kıtasıydı. Evet, o kadar buzun arasında burası aslında bir çöldü çünkü çok az yağış alıyordu. Kışın sıcaklık -60 derecelere kadar düşebiliyordu. Bu yüzden penguenler, hayatta kalmak için inanılmaz bir dayanışma örneği göstererek “huddle” denilen o sıkı yumakları oluşturuyorlardı. En dıştakiler üşüyünce içeri geçiyor, içeridekiler dışarı çıkıyordu. Müthiş bir döngüydü bu.

Pipo bu muazzam sistemi izledi. “Evet,” dedi kendi kendine, “Hayatta kalmak için harika bir yöntem. Ama sadece hayatta kalmak için mi yaşıyoruz? Sadece donmamak için mi bu kadar çaba?”

Bilimsel gerçekler Pipo’nun varoluşsal krizini çözmemiş, aksine derinleştirmişti. Doğa muazzamdı ama bir o kadar da kayıtsızdı. Buzullar kırılıyor, devasa dalgalar kıyıları dövüyor, güneş doğuyor ve batıyordu; tüm bunlar olurken Pipo’nun küçük kalbinin ne hissettiğinin evren için hiçbir önemi yok gibiydi.

Bölüm 3: Bilge Albatros ve Ufuk Çizgisi

Artık dayanamayacağını düşündüğü bir gün, koloniden uzaklaştı. Buzulun en ucuna, okyanusun başladığı o keskin kenara gitti. Orada, devasa kanatlarını dinlendiren yaşlı bir Gezgin Albatros gördü. Albatroslar, dünyanın en uzun kanat açıklığına sahip kuşlarıydı ve okyanusları aşarlardı.

“Hey, göklerin gezgini!” diye seslendi Pipo. “Sen her yeri gördün. Okyanusun ötesinde ne var? Orada hayat daha mı anlamlı?”

Yaşlı Albatros, gagasıyla tüylerini düzeltmeyi bıraktı ve Pipo’ya baktı. Gözlerinde binlerce fırtınanın bilgeliği vardı. “Küçük dostum,” dedi Albatros, sesi dalgaların sesi gibi gürdü. “Okyanusun ötesinde başka karalar var. Yeşil ormanlar, sıcak kumlar, devasa şehirler var. Ama orada da canlılar aynı şeyi yapıyor: Yiyorlar, uyuyorlar, barınmaya çalışıyorlar ve bazen senin gibi gökyüzüne bakıp ‘Neden?’ diye soruyorlar.”

Pipo’nun omuzları düştü (bir penguenin omuzları ne kadar düşebilirse). “Yani… kaçış yok mu? Bu anlamsızlık her yerde mi?”

Albatros güldü. “Anlam, bulduğun bir şey değildir küçük penguen. Anlam, yarattığın bir şeydir. Ben uçmayı seviyorum, rüzgarı kanatlarımın altında hissetmek benim anlamım. Senin arkadaşların balık yakalamayı ve kaymayı seviyor, bu onların anlamı.”

“Ama bana bunlar yetmiyor!” diye isyan etti Pipo.

“O zaman,” dedi Albatros kanatlarını açarak, “Sen de kendi anlamını ‘aramakta’ bulacaksın. Belki de senin görevin, diğerlerinin sormadığı soruları sormaktır. Bu da bir anlamdır, öyle değil mi?” Ve dev kuş, kendini rüzgara bırakıp süzülerek uzaklaştı.

Buzlar Arasında Felsefe: Anlam Arayan Penguen Pipo - Nihilist Penguen - Masal Oku

Sonuç: Pipo’nun Yeni Bakış Açısı

Pipo saatlerce okyanusa baktı. Hava kararmaya, o dondurucu Antarktika gecesi başlamaya yüz tutmuştu. Gökyüzünde yeşil ve mor ışıklar dans etmeye başladı: Güney Işıkları (Aurora Australis). Bu manzara o kadar büyüleyiciydi ki Pipo bir an nefesini tuttu.

Sonra arkasını döndü ve kolonisine baktı. Arkadaşları, yaklaşan fırtınaya karşı ısınmak için birbirlerine sokulmaya başlamışlardı. O omuz omuza vermiş siyah beyaz kalabalık, soğuk beyazlığın ortasında sıcacık bir yaşam adası gibi görünüyordu.

Pipo aniden üşüdüğünü hissetti. Sadece bedeni değil, yalnızlıktan ruhu da üşümüştü.

“Belki de,” diye düşündü Pipo, paytak adımlarla arkadaşlarına doğru yürürken, “Belki de hayatın tek ve büyük bir anlamı yoktur. Belki de anlam, bu soğukta tek başına donmak yerine, başkalarıyla birlikte ısınmayı seçmektedir.”

Pipo, arkadaşlarının arasına, o büyük sıcak yumağın içine girdi. Tombul Gaga ona yer açtı. “Geldin mi filozof?” dedi gülerek. Pipo, yanındaki arkadaşının sıcaklığını hissetti.

Hala soruları vardı. Hala bazen boşluğa bakıp “Neden?” diye soracaktı. O hala nihilist penguen Pipo’ydu. Ama artık biliyordu ki, cevabı olmayan soruları düşünürken bile, yanında yaslanabileceği sıcak bir omuz olması, bu soğuk dünyadaki en güzel şeydi.

Ve o gece Pipo, uzun zamandır ilk kez, rüyasında hiçbir şey düşünmeden sadece koca bir balığı kovaladığını gördü.

Masal Oku‘dan herkese iyi geceler dileriz. Herkes aynı yöne giderken, o neden ters tarafa yürüyor? Son zamanlarda sosyal medyada milyonlarca kez paylaşılan o meşhur ‘nihilist penguen’ videosunu görmüşsünüzdür. Sürüden ayrılan, buzulların sessizliğinde kendi yolunu çizen o küçük kahramanımızın aslında anlatacak çok derin bir hikayesi var. Masalokuma.net olarak, Pipo’nun okyanusun ötesindeki anlamı aradığı bu büyüleyici serüveni sizler için kaleme aldık.

Videoya göz atmak isterseniz;

Başa dön tuşu