Çocuk Masalları

Hayallerle Uçan Balık Masalı

Bir varmış bir yokmuş… Göller ülkesinin derinliklerinde, ışıl ışıl parlayan bir göl varmış. Bu göl sıradan bir göl değilmiş; suyuna bakan herkes bir an durur, içini saran huzura hayran kalırmış.

Gölün tam ortasında ise yosunlarla çevrili minicik bir adacık varmış. Bu adacıkta yaşayan minik bir kurbağa varmış; adı Zıpır’mış. Zıpır çok meraklıymış, özellikle gölün derinliklerinde neler olup bittiğini hep merak edermiş. Ama asla yüzemediği için gölün ortasından öteye geçemezmiş.

Bir sabah, göl yüzeyine yakamozlar vururken Zıpır bir ses duymuş:
— “Hey! Orada kim var?”
Zıpır sesin geldiği yöne bakmış ve gözlerine inanamamış. Kanatları olan bir balık suyun hemen üzerinde süzülerek yüzüyormuş!

— “Sen… sen uçuyorsun!” demiş Zıpır, şaşkınlıkla.
— “Evet, ben bir uçan balığım,” demiş balık gülümseyerek.
— “Nasıl yani? Balıklar uçamaz ki!”
— “Çoğu uçamaz, ama ben farklıyım. Ve her uçan balığın bir sırrı vardır,” demiş göz kırparak.

Zıpır hemen atılmış:
— “Peki senin sırrın ne?”

Balık biraz düşünmüş.
— “Sırrımı hemen söyleyemem. Ama istersen seninle bir yolculuğa çıkabiliriz. Belki sonunda cevabı bulursun.”
— “Ama ben yüzemem ki!”
— “Kim yüzmekten bahsediyor? Ben seni taşıyabilirim.”

Ve gerçekten de uçan balık, Zıpır’ı sırtına alarak gökyüzüne doğru süzülmüş. Gökyüzü, sabahın erken ışıklarında altın gibi parlıyormuş. Kuşlarla birlikte uçarak, gölün öteki ucuna doğru ilerlemişler.

İlk durakları Nilüfer Vadisi olmuş. Burada rengârenk nilüfer çiçekleri arasında yaşayan bilge kaplumbağa Torkut’la tanışmışlar.
— “Torkut Amca!” demiş balık, “Zıpır’ın soruları var.”
Torkut başını ağır ağır kaldırmış:
— “Eğer uçan bir balığın sırrını öğrenmek istiyorsan, önce sessizliği dinlemeyi öğrenmelisin,” demiş.
Zıpır başını kaşımış:
— “Sessizlik nasıl dinlenir ki?”
Torkut gözlerini kapatmış:
— “Cevapları bazen kelimelerde değil, rüzgârın esişinde, yaprağın hışırtısında bulursun.”

Zıpır bunu anlamasa da başını sallamış. Balık ise hafifçe gülümseyerek yola devam etmiş.

İkinci durakları, Renkli Mağaralar olmuş. Mağaranın duvarları, gökkuşağı gibi parlayan taşlarla kaplıymış. İçeride yaşayan Minnoş adında bir yarasa varmış.
— “Minnoş!” demiş balık, “Zıpır burada, uçan balığın sırrını merak ediyor.”
Minnoş kanatlarını çırpmış:
— “O sır, sadece yüreği cesur olanlara görünür. Korkmadan bakanlara…”

Nilüfer Vadisi’nde Zıpır, sessizliğin dilini öğreniyor.

Zıpır yine anlamamış.
— “Ama ben cesur muyum ki? Ben sadece bir kurbağayım.”
— “Cesaret, bazen sorular sormaktan korkmamaktır,” demiş Minnoş nazikçe.

Zıpır giderek daha da meraklanmış. Uçan balık ise onu sırtına alıp tekrar gökyüzüne çıkarmış.
Bu sefer gölün en uzak köşesine, Sakin Sular’a varmışlar. Burada sadece aynaya benzeyen bir su yüzeyi varmış. Ne balık ne kuş, kimse sesi bozamazmış.

Balık durmuş ve demiş ki:
— “Artık sana sırrımı göstereceğim.”
Zıpır heyecanla ileri atılmış:
— “Nedir? Söyle!”
— “Bak, suya bak.”

Zıpır dikkatle suya bakmış. Ve orada kendi yansımasını görmüş. Ama bu sıradan bir yansıma değilmiş. Gökyüzünde uçan bir kurbağa varmış yansımada. Kanatları varmış!
Zıpır şaşırmış:
— “Ama… bu ben miyim?”
— “Evet. Uçan balığın sırrı, senin içinde saklıydı. Sadece sen kendine inandığında, gerçekten yükselebilirsin,” demiş balık.

Zıpır gözlerini kocaman açmış.
— “Yani… ben de uçabilir miyim?”
— “Zaten uçuyorsun,” demiş balık gülümseyerek. “Hayal kurabildiğin sürece, her yere gidebilirsin.”

O günden sonra Zıpır, artık sorular sormaktan korkmamış. Bazen cevaplar yolculuğun kendisinde saklıymış. Ve her sabah, gölün üzerinden geçen bir gölge görülürmüş. Kimileri bir kuş, kimileri bir hayal der ama Zıpır, uçan balığın sırrını çoktan öğrenmişmiş.

Ve göl yine ışıldamaya devam etmiş…

Hayallerle Uçan Balık masalına benzeyen çocuk masalları okumak için bağlantıya tıklayabilir, masallarımızı sesli olarak dinlemek ve paylaşılan masalları anlık takip etmek için instagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Başa dön tuşu