Uyku MasallarıUzun Masallar

Yıldızlı Gece Masalı

Bir varmış bir yokmuş…
Uzak diyarlarda değil de, sanki senin evine çok da uzak olmayan küçük bir sahil kasabasında, tepelerin arasında saklanan minik bir ev varmış. Bu evde, gözleri merakla parlayan, geceleri yıldız saymadan uyuyamayan küçük bir çocuk yaşarmış. Adı Deniz’miş.

Bir gece, rüzgâr penceredeki tülleri hafifçe sallarken, Deniz yatağında dönüp durmuş.
“Uyuyamıyorum…” diye fısıldamış kendi kendine. “Keşke biri bana güzel bir yıldızlı gece masalı anlatsa.”

Tam o sırada, pencereden içeri usulca giren rüzgâr, sanki cevap verir gibi hafifçe uğuldamış. Tül perde dans etmiş, odanın içine serin ve tatlı bir koku yayılmış; deniz kokusu, çiçek kokusu, biraz da macera kokusu…

Deniz başını kaldırmış, karanlıkta parlayan yıldızlara bakmış.
“Rüzgâr…” demiş kısık sesle, “sen mi fısıldıyorsun bana?”

Rüzgâr, sanki onu duyuyormuş gibi hafif bir ıslık sesi çıkarmış. Sonra pencereden içeri süzülmüş, Deniz’in saçlarını okşamış. O kadar yumuşakmış ki, Deniz’in göz kapakları ağırlaşmış, ama merakı uykuya direniyormuş.

Bu sırada kapı hafifçe tıklamış.
“Deniz?” diye seslenmiş annesi, içeri başını uzatarak.
“Uyumadın mı hâlâ?”

“Anne,” demiş Deniz, “rüzgâr benimle konuşuyor sanki.”

Annesi gülümsemiş, yatak kenarına oturmuş.
“Rüzgâr bazen bize masal anlatır,” demiş. “İstersen bu gece, rüzgârın fısıldadığı masalı birlikte dinleyelim.”

Deniz’in gözleri parlamış.
“Evet, lütfen! Ama bu masal yıldızlı olsun, içinde ağaçlar, kuşlar ve hiç kimsenin bilmediği gizli bir ışık olsun.”

Annesi başını sallamış.
“Tamam,” demiş. “O zaman iyi dinle…”

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, rüzgârın bile yavaş esmeyi öğrendiği sakin bir tepede, yalnız bir ağaç varmış. Bu ağacın dallarında yaprak değil, minicik parlayan yıldızlar açarmış. Geceleri bütün kasaba ışığını bu ağaçtan alır, çocuklar o ışığın altında tatlı tatlı uyurmuş.

Bu ağacın en tepesinde, her gece sadece bir kez parlayan özel bir yıldız varmış. Adı Uyku Yıldızı’ymış. Uyku Yıldızı ne zaman parıldasa, onu gören herkesin kalbi yumuşar, gözleri ağırlaşır, güzel rüyalar görürmüş. Ama bir gece, rüzgâr biraz fazla sert esmiş, Uyku Yıldızı yerinden kopup gökyüzüne doğru savrulmuş.

O günden sonra kasabada çocuklar uyumakta zorlanmaya başlamış. Rüyalar biraz karışmış, geceler biraz uzamış. Ta ki, “Deniz” adında meraklı bir çocuk ortaya çıkana kadar…

“Bu ben miyim?” diye gülmüş Deniz, annesinin anlattığı masalı dinlerken.

“Belki de,” demiş annesi göz kırparak. “Belki de değil. Ama dinlemeye devam et, anlarsın.”

Masaldaki Deniz, tıpkı gerçek Deniz gibi, yıldızları çok severmiş. Bir gece pencereden dışarı bakarken rüzgâr ona fısıldamış:
“Uyku Yıldızı kayboldu… Onu bulmaya cesaret eder misin?”

Masaldaki Deniz önce biraz korkmuş, sonra derin bir nefes almış:
“Eğer bütün çocuklar uyuyamıyorsa, onu bulmam gerekir,” demiş. “Ama tek başıma nasıl gideceğim?”

Tam o anda, penceresinin pervazına minik, sevimli bir kuş konmuş. Gözleri boncuk boncuk parlıyor, kanatları sanki hafif bir ışıkla kaplıymış.

“Ben sana eşlik ederim,” demiş kuş. “Adım Pufi. Gece yolculuklarını çok severim.”

Gerçek Deniz, yorganını biraz daha yukarı çekmiş.
“Pufi çok tatlı bir isim,” diye mırıldanmış.

Yıldızlı gece masalı
Yıldızlı gece masalı – Uyku masalları – Kısa masallar

Annesi devam etmiş:
“Deniz ve Pufi, rüzgârın gösterdiği yoldan yürümüşler. Evlerin ışıkları gitgide küçülmüş, kasaba arkalarında kalmış. Önlerinde, sadece yıldızların aydınlattığı uzun bir patika uzanıyormuş.”

Patikanın sonunda, yaşlı ağacın gölgesi belirmiş. Dalları gökyüzüne uzanıyor, her dalın ucunda sönük de olsa parlayan küçük yıldızlar sallanıyormuş.

“Burası neresi?” diye sormuş Deniz.

“Yıldız Ağacı,” demiş Pufi. “Uyku Yıldızı da burada doğdu. Ama şimdi gökyüzünde kaybolmuş. Onu geri çağırmanın tek yolu, kalbinde hiç kimseyi üzmek istemeyen, tertemiz bir dilek taşımak.”

Deniz başını eğmiş, bir süre düşünmüş.
“Ben kendime dilek dilemeyeceğim,” demiş sonunda. “Kasabadaki bütün çocuklar için dileyeceğim. Herkesin huzurla uyuduğu, rüyasında gülümsediği geceler istiyorum.”

Bunu söyler söylemez, ağacın dallarından biri yavaşça eğilmiş. Dallardan küçük bir yıldız kopup Deniz’in avucuna konmuş. Bu yıldız, sıcak ama yakmayan bir ışık yayıyormuş.

“Bu…” diye fısıldamış Deniz, “Uyku Yıldızı mı?”

Pufi kanatlarını çırpmış.
“Evet,” demiş. “Onu kalbine yakın tut, ama kasabaya götürmeyi unutma. Çünkü gerçek masallar, paylaşıldıkça tamamlanır.”

Masaldaki Deniz, yıldızı kalbinin üzerine bastırınca içi sıcacık olmuş. Gözleri ağırlaşmış ama yürümeye devam etmiş. Pufi önden uçmuş, rüzgâr arkadan onları itmiş. Yollar kısalmış, tepeler alçalmış, evlerin ışıkları yeniden görünür olmuş.

Kasabaya vardıklarında, herkesin penceresi hafif aralıktaymış; sanki biri “iyi geceler” demesini bekler gibi. Deniz, elini gökyüzüne kaldırmış, Uyku Yıldızı’nı yavaşça bırakmış. Yıldız önce evlerin üzerinde dolaşmış, sonra Yıldız Ağacı’nın tepesine dönmüş ve oradan bütün kasabaya yumuşak bir ışık yaymış.

O gece, kasabadaki bütün çocuklar aynı anda derin bir nefes alıp huzurla uyumuş. Rüyalarında oyunlar oynamış, bulutlara salıncak kurmuş, deniz kabuklarından taçlar yapmışlar.

Annesi anlatmayı bitirdiğinde, gerçek Deniz’in odası da sanki masaldaki ışıkla dolmuş gibiymiş. Rüzgâr hala perdeyi hafifçe sallıyor, dışarıda yıldızlar usul usul parlıyormuş.

“Anne,” demiş Deniz uykulu bir sesle, “sence ben de bir gün Uyku Yıldızı’nı görebilir miyim?”

Annesi, onun saçlarını okşamış.
“Belki çoktan gördün bile,” demiş. “Bazen yıldızlar avucumuza değil, kalbimize konar. Hem, her gece başını yastığa koyduğunda ve gözlerini kapattığında, içinde küçük bir yıldız yanar. İşte asıl yıldızlı gece masalı orada başlar.”

Deniz hafifçe gülümsemiş.
“Peki Pufi?” diye mırıldanmış. “O da gelir mi rüyama?”

“Eğer gönlün isterse, neden olmasın?” demiş annesi. “Rüyalar, inanmak isteyenlerin en güzel misafirleridir.”

Birkaç dakika sonra odada sadece rüzgârın fısıltısı ve Deniz’in düzenli nefes alış verişi kalmış. Deniz, rüyasında Yıldız Ağacı’nın altında Pufi ile yan yana duruyor, gökyüzünde dans eden Uyku Yıldızı’nı izliyormuş.

Ve işte o geceden sonra, her kim bu yıldızlı gece masalını dinlerse, kalbinin bir köşesinde küçük, sıcak bir ışık yanar, gözleri tatlı tatlı ağırlaşırmış.

Gökten üç elma düşmüş;
Biri bu masalı anlatana,
Biri bu masalı dinleyene,
Biri de şimdi tatlı uykusuna hazırlanan sana…

Masal Oku

Başa dön tuşu