Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalın yapraklarla örtülü, uğultulu rüzgârların arasında gizlenmiş bir orman varmış. Bu orman o kadar büyükmüş ki, içine giren herkes bir süre sonra yönünü şaşırır, ormanın derinliklerine doğru sürüklenirmiş. Ama orayı farklı kılan şey, yalnızca büyüklüğü değilmiş. Geceleri ormanın içinden belli belirsiz parlayan bir yol geçermiş; kimse nereden gelip nereye gittiğini bilemezmiş.
Küçük bir köyde yaşayan sevimli bir sincap varmış, adı Tofi’ymiş. Tofi meraklı mı meraklıymış. Geceleri gökyüzüne bakar, yıldızları sayar, ormanda saklı kalan hikâyeleri hayal edermiş.
Bir akşam, ay gökyüzünde gümüş gibi parıldarken, Tofi pencerenin kenarına oturmuş, ormana dalgın dalgın bakıyormuş. Birden, ağaçların arasında kıpırtılı bir ışık belirivermiş.
“Bu da ne?” demiş kendi kendine. “O parıltı… Sanki bir yol gibi!”
Tofi dayanamaz, minik çantasına biraz kuruyemiş, bir de dedesinden kalan pusulasını koyarak sessizce yola çıkar. Adımlarını sessizce atarak, parıltılı yolu takip etmeye başlar. Yol, sanki onu çağırıyor gibidir. Işıklar bazen sarıya, bazen mora çalar; adeta bir rüya gibi kıvrılarak ilerler.
Bir süre yürüdükten sonra, Tofi küçük bir açıklığa varır. Orada, parıltının kaynağı gibi görünen bir ağaç durmaktadır. Gövdesi hafifçe ışıldayan bu ağacın dallarında, minik minik parlayan yapraklar sallanmaktadır.

“Tofi! Hoş geldin!” diye bir ses yankılanır.
Tofi şaşkınlıkla etrafına bakar. Karşısında bir baykuş belirir, gözleri bilgece parlamaktadır. “Ben Orin,” der baykuş. “Gizemli ormanın bekçisiyim.”
“Tofi biraz çekinerek sorar: “Bu parlayan yol da neyin nesi, Bay Orin?”
Orin gülümser. “Bu yol, kalbinde cesaret ve merak taşıyanlara görünür. Sen o ışıltıyı gördün çünkü kalbin temiz ve keşfetmeye açık.”
Tofi’nin gözleri büyür. “Peki bu yol nereye gider?”
“Her gece farklı bir yere. Ama bu gece… seni kendi hikâyene götürecek,” der Orin ve bir kanat hareketiyle ağacın gövdesini işaret eder. Gövdede parlayan bir kapı belirir.
Tofi içeri girer ve bir anda kendini bambaşka bir ormanda bulur. Bu orman daha da büyülü, daha da sessizdir. Işıklar ağaçların arasında dans eder, yapraklar fısıltılarla konuşur. Birden, önüne bir tavşan çıkar. Gözleri kocamandır, kulakları yukarı kalkmış, heyecanlı bir hali vardır.
“Sen de mi hikâyeni bulmaya geldin?” diye sorar tavşan. Adı Mira’dır.
Tofi başını sallar. “Sanırım evet. Ama ne aradığımı bile bilmiyorum.”
“Bazen ne aradığımızı bilmeden yola çıkarız, ama yol bize neye ihtiyacımız olduğunu gösterir,” der Mira ve birlikte ilerlemeye başlarlar.
Yol boyunca küçük hayvanlar karşılarına çıkar. Her biri bir bulmacayla, bir soruyla ya da bir melodik bilmeceyle karşılar onları. Tofi ve Mira sabırla cevaplarlar, her sorudan sonra yol biraz daha aydınlanır. En sonunda, gökyüzüne uzanan bir merdiven belirir.
“Tofi, bu senin cesaretin,” der Mira. “Göğe uzanan bu yol, senin iç ışığını gösteriyor.”

Tofi gözlerini kapatır ve derin bir nefes alır. “Hazırım,” der.
Ama birden bir rüzgâr esiverir ve gözlerini açtığında, kendi yatağında uyanır. Penceresinden sabahın ilk ışıkları süzülmektedir. Her şey bir rüya mıydı, yoksa gerçek mi?
Yastığının ucunda, parıltılı bir yaprak durmaktadır.
“Tofi!” annesi seslenir. “Kahvaltı hazır!”
Tofi gülümser. Elini yaprağın üzerine koyar. “Bu sadece bir rüya değildi…” der ve pencereye bakar. Orman, sabah ışığında sakin ve sırlarla doludur. Ve Tofi artık biliyordur: Ne zaman isterse, gizemli ormana tekrar dönebilir.
Karanlıkta yol bulur, yüreği temiz olan,
Işık kendi içinde, gören gözle bakan.
Cesaretle yürürsen, bilinmez korkmaz olur,
Hayat bir masaldır, kalbinle dokunulur.
Gizemli Ormanda Parlayan Yol masalına benzeyen uzun masallar okumak için bağlantıya tıklayabilir, masallarımızı sesli olarak dinlemek ve paylaşılan masalları anlık takip etmek için instagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. Masal Okuma Sunar..











