Uzun Masallar

Ay Işığında Macera Masalı

Bir varmış, bir yokmuş… Uzak diyarlarda, büyük ormanların ardında, gökyüzüne en yakın yerde kurulu minicik bir köy varmış. Bu köyde, en çok da geceleri uyumayı sevmeyen meraklı bir sincap yaşarmış. Adı Lino’ymuş. Lino’nun gözleri her gece parlayan yıldızları sayar, bazen rüzgarla fısıldaşır, bazen de ay ışığına uzun uzun bakarmış.

Bir gece, rüzgar bile yavaş esmiş, yapraklar hışırdamamış. Lino, yuvasının penceresinden dışarıyı seyrederken gökyüzünden süzülen incecik bir ışık huzmesi dikkatini çekmiş.

“O da ne?” demiş kendi kendine. “Ay ışığı… ama sanki… bir şeyi işaret ediyor.”

Merakı galip gelmiş. Uykuyu bir kenara bırakıp minik bir sırt çantası hazırlamış. İçine biraz fındık, bir minik fener ve en sevdiği peluş oyuncağı Mimi’yi koymuş.

Lino, dalların arasından geçip, yumuşak yosunların üzerinde yürüyerek ay ışığının gösterdiği yöne doğru ilerlemiş. Karanlık korkutucu değilmiş bu gece; sanki her şey onu sakince selamlıyormuş. Baykuşlar hafifçe ötmüş, rüzgar tatlı tatlı esmiş.

Yolculuğunun ortasında, bir dere kenarında parlak tüyler uçuşan bir çalının önünde durmuş. O sırada suyun diğer tarafından bir ses duyulmuş:

“Orada biri mi var?”

Lino dikkat kesilmiş. Küçük bir tavşan suyun kenarına yaklaşmış. Kulakları titriyor, gözleri ise merakla parlıyormuş.

“Merhaba,” demiş Lino. “Ben Lino. Ay ışığını takip ediyorum. Belki bir sır saklıyordur.”

Tavşan gülümsemiş. “Benim adım Tula. Ben de o ışığı gördüm. Birlikte gitmek ister misin?”

Ve böylece Lino ile Tula, yan yana ilerlemeye başlamışlar. Yol boyunca sessizce ilerlemişler. Yalnızca doğanın sesi onlara eşlik etmiş.

Lino ve Tula, ayın melodisi eşliğinde rüyalar diyarına doğru yola çıkıyorlar.

Bir tepeye vardıklarında, aşağıda parlayan eski bir taş köprü görmüşler. Köprünün üstünde incecik bir ışık huzmesi gökyüzüne doğru uzanıyormuş. Işığın tam ortasında, parlak beyaz bir tüy havada süzülüyormuş.

“İşte!” demiş Tula heyecanla. “Işık burada sona eriyor.”

Lino yaklaşmış. Tüy havada süzülürken usulca avucuna düşmüş. Tüy o kadar yumuşak ve hafifmiş ki, sanki ayın kendisi dokunmuş gibiymiş.

Tam o anda, tüy parlamış ve hafif bir melodi çalmaya başlamış. Lino ve Tula birbirine bakmış.

“Ne güzel bir ses…” demiş Tula. Gözleri kapanmaya başlamış. Lino da başını yavaşça eğmiş.

Ay ışığı onları sararken, taş köprünün üstünde oturup melodiyle birlikte uykuya dalmışlar. Rüyalarında, gökyüzünde uçarak ayla konuşmuş, yıldızlara dokunmuşlar.

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte gözlerini açtıklarında, tüy hala Lino’nun elindeymiş. Ama ışık gitmiş, köprü sessizliğe gömülmüş.

“Bir rüyaydı belki…” demiş Lino ama kalbinde bir sıcaklık hissediyormuş.

Tula da aynı şekilde hissediyormuş. “Ne olursa olsun, güzel bir geceydi.”

Vedalaşmışlar. Lino yuvasına döndüğünde güneş yeni doğuyormuş. Başını yastığına koymuş, hala tüyü sıkı sıkı tutuyormuş.

Ve ilk kez, ay ışığına hayran bir sincap, sabahın ışığında huzurla uyuyakalmış…

Ay Işığında Macera Masalına benzeyen uzun masallar okumak için bağlantıya tıklayabilir, masallarımızı sesli olarak dinlemek ve paylaşılan masalları anlık takip etmek için instagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Başa dön tuşu