Uyku Masalları

Rüzgârın Taşıdığı Melodi Masalı

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, küçük bir kasabada Elif adında neşeli bir kız çocuğu yaşarmış. Elif’in en çok sevdiği şey, odasının penceresini açıp dışarıdan gelen sesleri dinlemekmiş. Kuş cıvıltıları, yaprak hışırtıları, bazen de rüzgârın incecik melodisi kulağına dolarmış.

Bir akşamüstü, gökyüzü pembe ile turuncu arasında boyanırken Elif penceresini açmış. Hafif bir rüzgâr esmiş ve o rüzgârın içinde sanki bir şarkı gizlenmiş gibi gelmiş. Elif heyecanla fısıldamış:
— “Anne! Anne! Rüzgâr bana şarkı söylüyor!”

Annesi gülümseyerek yanına gelmiş:
— “Belki de hayal gücün sana oyun oynuyor.”
Elif başını sallamış:
— “Hayır, gerçekten söylüyor. Dinle bak!”

O sırada incecik bir melodi odanın içine dolmuş. Sanki uzaklardan bir ninni duyuluyormuş gibiymiş. Annesi şaşkın bir bakış atmış ama kızının heyecanını bozmak istememiş.
— “Öyleyse bu gece kulağını rüzgâra ver. Belki de sana bir masal anlatır.” demiş.

O gece Elif yatağına yattığında gözlerini kapatmış ve rüzgârın melodisini dinlemeye başlamış. Melodi ona minik notalar gibi çarpmış: “tı-tı, la-la, huuu…” Sonra birdenbire melodinin içinde bir ses duymuş:
— “Elif, uyumadan önce seni küçük bir yolculuğa davet ediyorum.”

Elif gözlerini açmış ama odası aynı odasıymış. Sadece pencereden içeriye usulca giren rüzgâr, tülleri dalgalandırıyormuş.
— “Kimsin sen?” diye sormuş heyecanla.
— “Ben Rüzgâr’ın Melodisi. Çocukları uyutmak için diyar diyar gezerim.” demiş o ince ses.

Elif gülmüş:
— “Peki beni nereye götüreceksin?”
— “Korkma, buradan hiç ayrılmayacaksın. Sadece gözlerini kapat ve melodimi izle.”

Elif gözlerini kapatmış. Birden kendini rengârenk çiçeklerle dolu, yumuşacık çimenlerin üzerinde bulmuş. Çiçeklerin her biri hafif hafif mırıldanıyormuş, sanki bir koro gibi. Ortada kocaman bir ağaç varmış. Ağacın dallarından sarkan minik ışık topları, yıldız gibi parlıyormuş.

Rüzgârın Taşıdığı Melodi Masalı

Elif hayranlıkla etrafa bakmış:
— “Ne güzel bir bahçe burası!”
Melodi yanıtlamış:
— “Burası Uykunun Bahçesi. Her çocuğun rüyasına buradan bir parça taşınır.”

Elif dallardan sarkan ışık toplarına yaklaşmış. Bir tanesi hafifçe yanıp sönüyormuş. Ona dokununca birden babasıyla birlikte parka gittiği günü görmüş. Sonra başka bir ışığa dokunmuş; bu kez annesinin ona okuduğu masalı duymuş.

— “Bunlar benim anılarım!” diye sevinçle bağırmış.
— “Evet,” demiş Melodi, “her çocuğun güzel anıları burada bir ışığa dönüşür. Geceleri bu ışıklar senin uykunu korur.”

Bir süre bahçede dolaşan Elif yavaş yavaş esnemeye başlamış. Çiçeklerin melodisi, rüzgârın ninnisi birleşmiş. Melodi fısıldamış:
— “Artık gözlerini açabilirsin. Uykun geldi.”

Elif gözlerini araladığında odasındaymış. Pencere hafif aralıktı, tüller rüzgârla kıpırdıyordu. Yorganını çekip gülümsemiş:
— “Teşekkür ederim Rüzgâr. Anılarıma sahip çıktığın için…”

Ve o gece en huzurlu uykusuna dalmış.

Sabah olduğunda Elif annesine heyecanla anlatmış:
— “Anne, rüyamda Uykunun Bahçesine gittim! Çiçekler şarkı söylüyordu, ışıklar ise benim anılarımı gösterdi!”
Annesi kızının gözlerindeki ışıltıya bakıp gülümsemiş:
— “Demek ki rüzgârın melodisi sana çok güzel bir hediye vermiş.”

O günden sonra Elif her gece penceresini açıp melodiyi dinlemiş. Bazen farklı anılarını hatırlamış, bazen de yeni rüyaların kapısını aralamış. Ama ne olursa olsun, uykuya dalarken hep huzurlu hissetmiş.

Ve böylece Elif, rüzgârın melodisiyle dost olmuş.

Başa dön tuşu