Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarlarda, çiçeklerin gece bile koktuğu bir ormanda bir tilki yaşarmış. Adı Tofi’ymiş bu tilkinin. Tofi, diğer tilkiler gibi uyanık değilmiş; uykuyu her şeyden çok severmiş. Hatta bir gün ormandaki bilge baykuş onu “Uykucu tilki Tofi” diye çağırmış da adı o günden sonra öyle kalmış.
Bir gece, ay gökyüzünde pırıl pırıl parıldarken, Tofi bir çimenlikte yuvarlanarak, “Ah, keşke ay ışığında biraz daha uyuyabilsem,” demiş iç geçirerek.
Bunu duyan gece rüzgarı, hafifçe yaprakları sallayıp fısıldamış:
“Uykunun en tatlı hali, kalbin huzurla dolduğunda gelir, Uykucu Tofi.”
Tofi, rüzgarın sesini duymuş gibi kulaklarını dikmiş.
“Kalbim zaten huzurlu ama… acaba daha huzurlu olabilir mi?” diye düşünmüş. Bu düşünce onu bir maceraya sürüklemiş.
“Bana uykuyu daha da tatlı hale getirecek bir şey varsa, onu bulmalıyım,” demiş ve miskin adımlarla yola koyulmuş.
Tofi ilk olarak ormanın en yaşlı ağacının yanında oturan Mavi Kaplumbağa’ya rastlamış. Kaplumbağa, ay ışığında kitap okurmuş hep.
“Tofi, bu saatte nereye böyle?” diye sormuş kaplumbağa, gözlüğünü düzeltirken.
“Uykum çok tatlı, ama daha da huzurlu uyumak istiyorum. Ne yapmalıyım, Mavi Kaplumbağa?”
Kaplumbağa yavaşça başını sallamış, sonra kocaman bir yaprağın altından küçük bir kavanoz çıkarmış.
“Bu lavanta kokusu. Her gece birkaç damla yastığına damlatırsan rüyaların papatya gibi olur.”
Tofi şükranla kavanozu almış. “Teşekkür ederim! Belki şimdi daha derin uyurum,” demiş.
Yoluna devam ederken, Mırmır Tavşanlar ile karşılaşmış. Onlar gece oyunları oynayıp, sonra birlikte sarılıp uyurlarmış.
“Merhaba Tofi! Uyku vakti değil mi senin için?” demiş miniklerden biri.
“Tofi, sen de bizimle biraz oyun oynamak ister misin?” diye sormuş diğer tavşan.
“Hayır, ama belki huzurlu uykunun sırrı sizde olabilir,” demiş Tofi merakla.
Mırmır Tavşanlar hep bir ağızdan, “Birlikte uyumak! Yanında sevdiğin biri olunca, uyku daha güzel olur!” demiş.
Tofi biraz düşünmüş. Belki de yalnız uyumak yerine arkadaşlarıyla vakit geçirip sonra uyumak daha iyi olabilirdi. “Teşekkür ederim,” diyerek yoluna devam etmiş.

Son olarak, ormanın en sessiz köşesinde yaşayan Melodi Ceylanı’na rastlamış. Ceylanın boynuzları rüzgarla hafif hafif titreşirken, kulağa çok huzur verici bir melodi yayılırmış.
Tofi gözlerini kapatmış, o sesi dinlemiş. O kadar rahatlamış ki, olduğu yere uzanıp biraz kestirmek istemiş.
Melodi Ceylanı usulca yaklaşmış. “Rüzgarın, yaprakların ve kalbinin sesini dinlersen, en huzurlu uyku seni bulur,” demiş fısıltıyla.
Tofi usulca başını sallamış. Artık cevabı biliyormuş. Lavanta kokusu, dostların sıcaklığı ve doğanın sesi… hepsi bir araya gelince, uyku da bir masala dönüşüyormuş.
O gece, Tofi yuvasına döndüğünde lavanta damlattığı yastığına uzanmış, yanına küçük bir tavşan arkadaşı almış ve Melodi Ceylanı’nın melodisini hatırlamış.
Gözlerini kapatmadan önce mırıldanmış:
“Şimdi anladım… Huzurlu uyku, kalpten geçen küçük şeylerle mümkünmüş.”
Ay gökyüzünde parıldarken Tofi’nin nefesi yavaşlamış, yüzüne hafif bir tebessüm yerleşmiş ve rüyasında tüm dostlarıyla birlikte bulutların üzerinde yürümüş…
Ay Işığında Uykucu Tilki masalına benzeyen uyku masalları okumak için bağlantıya tıklayabilir, masallarımızı sesli olarak dinlemek ve paylaşılan masalları anlık takip etmek için instagram sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.











